15 Aralık 2009 Salı


başka türlü bir şey benim istediğim

ne ağaca benzer, ne de buluta

burası gibi değil gideceğim memleket

denizi ayrı deniz,havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere

yaşadığından uzunbir tatlı yolculuk dalından inmek yere

ağacın yüksekliğince

dalın yüksekliğince rüzgarda

ve bir yeni ömürvardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim

nerde o beklediğim

rengi başka

tadı başka..

GÜLÜMSE
Gülümse hadi gülümse bulutlar gitsin

Yoksa ben nasıl yenilenirim hadi gülümse

Belki şehre bir film gelir

Bir güzel orman olur yazılarda

İklim değişir akdeniz olur gülümse...

Tut ki karnım acıktı anneme kustum

Tüm şehir bana kustu...

Bir kedim bile yok anlıyor musun Hadi gülümse...

Sazlarım vardı ırmaklarım vardı

Çakıl taşlarım vardı benim

Ama sen başkasın anlıyor musun

Başkasın...

11 Aralık 2009 Cuma

kimseye anlatmadım..

Sev Beni Sar Beni Bir Tek Kötü Sözün Sarsar Beni Bilinmez Denizlerin Kuytu Koylarında Bul Beni Bil Beni Al Beni Bu Saçmasapanlıktan Kurtar Beni Uykusuz Gecelerin Gizli Örtüsünden Çıkar Beni Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Kendimle Bile Konuşmadım Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Bir Tek Sen Duy Diye, Sen Bil Diye, Sen Anla Diye Sor Beni Bul Beni Sessiz Şarkılarda Çal Beni Bulutlar Ülkesinden Kuru Topraklara İndir Beni Sez Beni Yaz Beni Karmakarışıklığımdan Çöz Beni Birikmiş Tortuların KirliSularından Süz Beni Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Kendimle Bile Konuşmadım Ben Bunları Kimseye Anlatmadım Bir Tek Sen Duy Diye Sen Bil Diye Sen Anla Diye

hayat güzeldir demek güzel..!!

Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını. Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu daöğret ona. Zaman alacak biliyorum. Fakat eğeröğretebilirsen ona, kazanılan bir doların ...bulunan beşinden daha değerliolduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem dekazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktanuzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahalarıngizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin zorbaların görünüştegalip olduklarını. Eğer yapabilirsen, ona kitaplarınmucizelerini öğret. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtakiçiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği. Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok dahaonurlu olduğunu öğret ona. Kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkesona yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlarakarşı da sert olmasını öğret ona. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken,kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakattüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanlarıalmasını da öğret. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasılgülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği içinçalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkatetmesini. Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatıverene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasınıöğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarınıtıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdikdikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünküancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahipolsun. Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inançtaşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır. Bu büyük bir taleptir, ne kadarınıyapabilirsen bir bak bakalım. O, ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum. AbrahamLincoln(Oğlunun öğretmenine yazdığı mektuptan alınmıştır

12 Ekim 2009 Pazartesi

Alıntılara gelirsek…

Alıntılara gelirsek… “Ben ağlamalıyım ve diyordu, biri bana ne kadar güzel ağlıyorsun, göz yaşların ne kadar güzel demeli. Sonra o birisinin, kendisi ağladığı zaman ona, ne güzel ağlıyorsun ve göz yaşların ne kadar güzel hattat, diyebilecek birisinin kendi zamanında hiç var olamayacağı düşüncesi, korkunç, bütün şimdiye kadar çektiği acıların hepsinden çok daha korkunç bir biçimde kalbini deldi.” “İçimdeki denizden kaç dalga geçtiğini kim saydı? Bütün kalelerimin neden her defasında böyle savunmasız düştüğünün sebebini kim merak etti? Her çıkışımda kalelerimden, biraz daha nasıl olup da bu kadar küçülebildiğimin nedenini kim anladı? Mutlak olanda var olmak için yaptığım her şey, yazdığım her yazı, var olmak ve toplanmak için attığım her imza biraz daha dağılmama ve küçülmeme yol açtı.” “Darmadağınık odamın bütün kapılarından, bütün pencerelerinden, bütün aralıklarından; gri, soğuk ve sinsi bir duman içeri yayılıyor. Yapış yapış. Hattat kaç kez hayatı, kaç kez aşkı ve kaç kez ölümü aramak için sefere çıktım. Kaçında geri döndüm. Ben senin ruhunun bütün çağrışımlarına ve tezahürlerine vakıfken, dahası hakkın varken benim üzerimde, bir mukadder meçhulde kesişecekken yollarımız, ne kadar yalnız olduğumu ve ne kadar acı çektiğimi bilmedin bile. Hattat çok yalnızım ve çok acı çekiyorum. Ama neden bu kadar acı çekiyorum.” “İçimizde hep hüzün filizlendi ve içimizde hep ağlamamaya ilişkin birşeyler vardı. Hep yanlış kalelerin burçlarına bayrak çekmeyi düşledik. Tükenmemek için gerekli olan tılsımı bir türlü bulamadık. Çıktığımız yolculuklar hep yanlıştı ve bunu neden sonra farkettik.” “Hattat sonsuzluğun belki sadece aramak olduğunun, sadece arandığı zaman var olduğunun farkındayım. Bıkmadan ve usanmadan bütün kapıları çalmakla birgün çok güzel bir şeye dönüşebileceğimizi biliyorum.” “… günlerce aşkının yapısını çözmeye uğraştı. İçini yakan ve yüreğini sızlatan bütün o ayrıntıların ne olduğunu anlamak istedi. Neden onu görmek ve onun tarafından görülmek istediğinin o çok karanlıklardaki nedenini aydınlatmak. Kendi içinde ilerlemeye çalıştı günlerce, kendi içinde ilerlemesi gereken yolun bu olup olmadığını hesaba katarak.” “Yüreğini asıl sızlatanın ne olduğunu fark etti. Onu ve onunla birlikte, diye düşündü. Bütün bu acılarım yaşayamadıklarımdan ve yaşatamadıklarımdan ileri geliyor.” “Vaad ettiği ülkeyi vermeyenlerden olma ki vaad edilen ülkesi verilmeyenlerden olmayasın.” “Hiçbir azabın anlaşılamamak dahası yanlış anlaşılmak kadar büyük olamayacağını fark etti. Çünkü yanlış anlaşılmak beraberinde yanlış anlamayı da getiriyordu.” “Ben ağlamalıyım ve diyordu, biri bana ne kadar güzel ağlıyorsun, göz yaşların ne kadar güzel demeli. Sonra o birisinin, kendisi ağladığı zaman ona, ne güzel ağlıyorsun ve göz yaşların ne kadar güzel hattat, diyebilecek birisinin kendi zamanında hiç var olamayacağı düşüncesi, korkunç, bütün şimdiye kadar çektiği acıların hepsinden çok daha korkunç bir biçimde kalbini deldi.” “İçimdeki denizden kaç dalga geçtiğini kim saydı? Bütün kalelerimin neden her defasında böyle savunmasız düştüğünün sebebini kim merak etti? Her çıkışımda kalelerimden, biraz daha nasıl olup da bu kadar küçülebildiğimin nedenini kim anladı? Mutlak olanda var olmak için yaptığım her şey, yazdığım her yazı, var olmak ve toplanmak için attığım her imza biraz daha dağılmama ve küçülmeme yol açtı.” “Darmadağınık odamın bütün kapılarından, bütün pencerelerinden, bütün aralıklarından; gri, soğuk ve sinsi bir duman içeri yayılıyor. Yapış yapış. Hattat kaç kez hayatı, kaç kez aşkı ve kaç kez ölümü aramak için sefere çıktım. Kaçında geri döndüm. Ben senin ruhunun bütün çağrışımlarına ve tezahürlerine vakıfken, dahası hakkın varken benim üzerimde, bir mukadder meçhulde kesişecekken yollarımız, ne kadar yalnız olduğumu ve ne kadar acı çektiğimi bilmedin bile. Hattat çok yalnızım ve çok acı çekiyorum. Ama neden bu kadar acı çekiyorum.” “İçimizde hep hüzün filizlendi ve içimizde hep ağlamamaya ilişkin birşeyler vardı. Hep yanlış kalelerin burçlarına bayrak çekmeyi düşledik. Tükenmemek için gerekli olan tılsımı bir türlü bulamadık. Çıktığımız yolculuklar hep yanlıştı ve bunu neden sonra farkettik.” “Hattat sonsuzluğun belki sadece aramak olduğunun, sadece arandığı zaman var olduğunun farkındayım. Bıkmadan ve usanmadan bütün kapıları çalmakla birgün çok güzel bir şeye dönüşebileceğimizi biliyorum.” “… günlerce aşkının yapısını çözmeye uğraştı. İçini yakan ve yüreğini sızlatan bütün o ayrıntıların ne olduğunu anlamak istedi. Neden onu görmek ve onun tarafından görülmek istediğinin o çok karanlıklardaki nedenini aydınlatmak. Kendi içinde ilerlemeye çalıştı günlerce, kendi içinde ilerlemesi gereken yolun bu olup olmadığını hesaba katarak.” “Yüreğini asıl sızlatanın ne olduğunu fark etti. Onu ve onunla birlikte, diye düşündü. Bütün bu acılarım yaşayamadıklarımdan ve yaşatamadıklarımdan ileri geliyor.” “Vaad ettiği ülkeyi vermeyenlerden olma ki vaad edilen ülkesi verilmeyenlerden olmayasın.” “Hiçbir azabın anlaşılamamak dahası yanlış anlaşılmak kadar büyük olamayacağını fark etti. Çünkü yanlış anlaşılmak beraberinde yanlış anlamayı da getiriyordu.”

16 Ağustos 2009 Pazar

Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli,Bir kaptanım çünkü, kağıt gemilerden emekli
Gülemedim ki hiç hasta yatağının başında
Haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden
Komidinin stündeki ilaçların sayıları arttıkça,
Kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına seviniyorum
Ve bilmezdim
Annemin yaşantısındaki renkliliğinYalnızca raflara dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu
Bilerek mi yanına almadın giderkenBaşının yastıkta bıraktığı çukuru
Güveniyordum oysa ben sevgimizeVapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi bir de annem terketmişti
Ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur
Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde
Ve çiçekler arkasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne
Terasta toplanan kadınlar limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca
Dedikodusunu yapmayı unuturlardı
Tam o saatte sokaktan geçen yazlık sinemadaki biletçi kızın
Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan uslu bir çocuk gibidir
Limandaki deniz
Ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden
Hiç bir bardakta dudak payı bırakmadınız bana
Bir kaşık sesini bile çok gördünüz şekersiz içerek çaylarınızı
İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine
Kendi başıma zor sığıyorum bugün
Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?
Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim
Ne de iyileştirebildim bir yaramıAma karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna
Bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna
Büyüklerle ben yapamıyorum
Çocuklar da almıyor beni oyunlarına
Devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim
Açılamıyorum sana
Kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen
Sen nasıl sevmezsin eşitliği
Yürürken düşen çoraplarınıaynı hizaya getirmek içinAnnen değilmiydi önünde diz çöken
Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıpHarçlığımı atardım
Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım...
Dokunduğun her tende parmaklarının uçlarında ateşler yanıyor biliyorum. Oysa yumuşacık, tutku vadeden bir aleme kapılmayı bekliyorsun. Olmuyor biliyorum. Olmayacak da sevgili. Çünkü ben imzamı bıraktım teninde…Binlerce parmak dokunsa da tenine, gül tenimin kokusunu silemeyecek. Benim dudaklarım hesapsız açıldı dudaklarına, başka dudakların yabancı tadı yapışmayacak hücrelerine. Yüreğini bilmediğin yüreklere açmayı deniyorsun. Katıksız aşklar vadeden, gecenin gündüzle sevişmesi gibi, yüreğinle sevişmeyi bekleyen kadınlar duruyor karşında. Bir adım uzağında. Sadece tek bir adım. Ayaklarınla kalbin savaşıyor anıları kanatarak, ayakların kazanıyor biliyorum. Ama sahte bir zafer bu! Ne kadar çabalasan da yüreğin değmiyor karşındaki yüreğe. Kelimelerin iğreti duruyor o bal dudaklarda. Bilmiyor musun sevgili, etle tırnak gibi bütündür yürekle kelimeler. Bitmeyen bir sevdanın yükünü taşıyorsa eğer yürek, sözcüklere hakimdir harf harf seslenerek…Sert bir kabuğun içine sakladığın kırılgan küçük çocuğu yalnız ben tanırım sevgili. Ben bilirim alev alev yanan gözlerinin bebeklerindeki hüznü. Bir yanın ne kadar haykırsa da gücünü dünyaya, ben görürüm ürkek yalnızlığının buğusunu bakışlarında…Sen göstermezsin bilirim ama ben görürüm. İşte bu yüzden batıp çıktığın hiçbir aşkla benim izimi silemezsin. Saklamaya çalıştığın, ustaca üzerini örttüğün sana ait her sır; yalnız bende dillenir sevgili. Benden başka kimse okuyamadığı içindir kelimelerinin sessizliği. Yalan harfleri ayıklarım ben cümlelerinin içinden. Yalan kahkahaları sıyırıp alıveririm gülüşlerinden. Hatta sahteyse göz yaşların, kurutuveririm bıçak gibi keskin sevişimle…Sen kanarken terk edilmenin sızısıyla, ben sarmaya çalışırım sen bilmeden yaralarını bana ait olmayan bir sancıyla. Tuhaf, kekremsi bir tat gelir oturur dilime teklifsiz bir samimiyetle kimi sabahlar. Bilirim, sana aittir bu tat. Acıyor, kanıyorsundur alacakaranlıkta. Usanmadan, bıkmadan, yılmadan denesen de nafile sevgili. Beni arıyorsun ve arayacaksın el attığın her aşkta. Çünkü; imzamı bıraktım yüreğinin en derin yerinde, tutkumu mürekkep yapıp kanımın en kırmızı rengiyle…Kendine ait olmamanın çelişkileriyle kıvranıyorsun biliyorum sevgili. Sana ait değil ellerin, sana ait değil gözlerin… Parmak uçlarında dans eden her sarı saçta benim saçlarımın kokusu var unutmak istediğin. Dibine dalıp kaybolmak, yitip gitmek istediğin her gözde benim bakışlarımın yansıması parıldıyor. Telefona her uzandığında, acaba mı diye adımla özdeş beş harf çığlık çığlığa zihninde. Kovmaya çalıştıkça sen anıları; daha da bir yerleşiyorlar benliğine. Uykuya dalmadan gördüğün düşüm ben. Göz kapakların ağırlaşırken de aklındayım, bilincin sınırlarını kapattığında da yanındayım. Kaçmaya çalıştıkça benden daha çok karışıyorum kanına. Boş yere kapılma zamanın sahte oyunlarına… İmzamı bıraktım yüreğinin en derin yerinde, tutkumu mürekkep yapıp kanımın en kırmızı rengiyle… Kendini hapsettiğin, yokluğumun dikenli telleriyle çevrili hapishanenin gardiyanı ben değilim, sensin sevgili. Sakın bekleme seni salıvermemi…Esaretin gönüllü, seni senden zorla almadım ki…Yerime koyamadığın sevdaların bedelini ben ödeyemem ki… Yıldızları topladığın gözlerim yağmur ormanlarına ev sahibi şimdi. İmzamı bırakırken yüreğinin en derin yerinde, kırdım ben kalemimi sensizliğe mahkum edip kendimi, kendi ellerimle. Unutamadığın gibi unutamadım ben de…

yaşamaya dair

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın
,yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvardainsanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel,
en gerçek şeyinyaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

yürüyorum düş bahçelerinde mi?


Aşk nedir ki? neydi.. ne olacak..

Anlamlı anlamsız ..doğru yanlış..biten bitmeyen..galip malup..her gün değişen duygularla yaşanan bir hayattayız biz..Aşk değişmez derler ya değişmez mi sizce? hep aynı kalır mı bilemedim..

Bilemedim işte...her an aynı heyecanla seven sevilen kişi olmak güzel bişeydir herhalde..

Yaşanıcaksa böyle yaşanmalı ..hissetmeli hissettirmeli..onu yaşayan yaşatan SEN olmalı'''

'Aşk insanı değiştirmiyorsa ,o Aşk değildir 'diyor Elif Şafak..

13 Ağustos 2009 Perşembe

bana bir masal anlat baba


Bu şarkının anlamı büyük ben de..sıkıntılı hissettğimde bunu dinlerim..ne güzel bunu söyleyeceek bir babaya sahipsiniz..kıymet..
hayatta herzmaan en önemli şeyin aile olduğnu düşünürüm..tek arkadas tek dost tek sevgili onlar..ne bırakıp giderler bizi ne isyan ederler..
''annem hep siz de anne baba olunca anlarsınız'' der
doğru galiba ..daha anne olmadan anlıyorum annemi.. zaman geliyor bu duruma geliyorsnuz..
sezen in dediği gibi zaman geliyor ''anneni daha çok anıyorsun ve hatta anlıyorsun''... ben her konuda herzaman en ii eğitimin en ii hayatın aileler tarafından öretildiğine inanıyorum..hayat oyunlarla oyuncularla dolu diil mi?güvendiğiniz kaç kişi sizi sasrttı düşünün bir defa?sevgili dost ?kaç kişi oldu kaç kişi olucak?

saf olmayın sakın !herkese deer vermeyin!yaşadım onayladım arkadasım:)

11 Ağustos 2009 Salı

yalnızlıkkkk''


neden insanlara en ihtiyaç duydugunuz zamanda inatla onlar anlamaz bunu..siz onlara yaklaştıkça onlar kaçar..ya da siz sustukça onlar daha çok üstünüze gelir..2 gündür bunu düşünüyorum''
bir türlü tam olarak anlamdırılamayan hayatları düşünüyorum..yalnızlıkları..susmaları..kaçmaları..sahte gülüşleri..insanlardan sıkılmayı..dengesiz ruh hallerini..
herkes her zaman kendi açısından bakıyor hayata..ben de öle sen de o da..
gözgöze gelmek bütün duvarları yıkar dıorum ben..sen ne düşünüyosun bılmıorm..bakışlar herseyı açığa vurur..hiç acımaz..ama kaç gündür gerçkten birinin gözüne baktım mı baktın mı bilmiyorum..bana göre ben haklıyım bakmadıgım kişide kendıne göre haklı..sonu olmayan işler ..insanoğlu oldukça bu hep böle olucak..bencillik varolucak daha da beslenıcek büyüycek.. ama ya halin kalmadıysa beklıyosan ..eğer şanslıysan bişeyler olur ..ki yoksa
dertler derya olmuş sen de bir sandal''''

9 Ağustos 2009 Pazar

seçimler

hayat bize oyun oyunuyor derim bn hep..her an soru işaretleri gündelik skıntılar aile sorunları sevgili tripleri vize finaller hastalıklar yenilen takım ,seçimler..düşünürsün bulamzsın..bazen başladığın yere dönemezsin bile ..öle iç acıtıcıdır hayat..huzurdur tek istenen oysa..tek sahne olan hayat bizimdir..belkide bzm olan en hakiki seydir yeryüzünde..
gözler dalar halı motiflerine..eller iice incelenir ..belki de sadece o zamanlar..bakarsın görmezsin..kolay diildir görmek çünkü..güç ister sabır ister süreklilik ister..
sevdiklerin geçer sevindğin anlar hatıralar beklemz sırada onlarda gelir hemen ardından..hani insan ağzına kadar doludur da anlat denilince sebepsiz susar..öle bir hal içindeyim..siz de bölesinzdr büyük ihtimal..kimi zaman hemen atlatırız bunu kimi zaman günler haftalar yıllar dmek istemiyorum..arada da yeni aldığım yeşil topuklu ayakkabılarımı deniyorum:) aslında canım hiçbişey almak istemiyor..zmaan geçirmek sanırım..çarsmba gününü bekliyorum..her şey güzel olacak..

8 Ağustos 2009 Cumartesi


aslında hiç böle şelerle urşmam ben.ama düşündüm kü düşündüklerimi buraya yazıp başkalrını da düşündürmeliyim.ki şu yazdıgım cümleyi okuduktan sonra ukalaya bak laf yarştırıo diip kimse okumuycak:)
nese kalan sağlar bizimdir.şimdi yeni başladım ya buraya yazmaya aklıma her geleni yazma tribi peşimde . annemleri bekliyorum .niksardalardı.tokat-niksar.oralıyım ben.10 gün ordaydım daha sonra kaçma isteğiyle beraber istanbuldayım.nese annemler yoldalar şimdi.gelseler diye bekliyorum.
niksar demişken biraz anlatmalıyım sanki..
Yeşil Niksar derler aslında..yemyeşildir..ırmağı,yaylası, yazma satan minik dükkanları,babamlar için açılmış tekel bayiileri,arastası,keşfi meydanı,niksar kalesİ..İnsanları sıcak sevecen..bir bakmışsınız traktör ya da yaz aylarında lüx almanya fransa plakalı arabalar..
ilk günler güzel geçer..daha sonra babam arabayıda alır kaybolur:)çamiçi yaylasında küçük şirin bir evde geçirilen günler..bir gün bende gittim..haa babam çok düşkündür Niksara.yaz gelmeden bu sene bodruma marmarise şuraya buraya götryrm der sonra bir bakmışız niksardayız:)babam o kdr abarttı ki amerikan evleri varmış kurulu alıp şimdilerde köye kurdurtcakmış ahh babaa:)
nese aileye çok girdik.yaylaya bir çıkın niksara 20 km sanırım.niksar sıcaktan kavrulurken orada içi serinleten bir rüzgar eser..ilginç dimi..
10 günden sona sıkılsamda niksar memleketim benim..burhanın dediği gibi yeaawrumm tokatluyuk:))

hayat

Hayathayat, sevmektir,hem de herşeyiyle. arkadaş olup yağmurla şemsiyeni açmadansaklamadan gözyaşlarını sağanak olmakya da ağlayıp gizli gizli,isli ellerle silindiğinde yüzde kalan kara bulutlardır.ideallerin için azimle savaşmaktır,varını yoğunu tüketmektir onlar içinve peşinden koşarken bazı şeylerin,fedakârlıkları amaç yapmamaktır.sadece bahar değil, yazdır kıştır,geride bırakarak geçmişi,vazgeçebilmektir bazen.koşturup da kilometrelerce ulaştığın zaman denizeyosun kokulu rüzgarın terli vücudunda valsi,kayan yıldızın gökyüzünde kıvılcım olupalevlendirmesidir yüreğindeki ateşi.dört mevsimli bir iklimin içinde,onca yokuşu çıktıktan sonra,inişte bırakıp iki elini uçmaktır bisikletinle özgürlüğe.öğretmen için küçük bir parmağı havada görmek,doktor için hastasını iyileştirmek,anne için kızının saçlarını taramak,aşık için yarin bir anlık gülümseyişidir.bazen korkmaktır ölümden delicesine,yarın da gündoğumunu görebilsem demektirya da kaldırdın mı avuçlarını alnınla yerden,O’na ölüm kadar yakın olmaktır. yaşamaktır, yaşamak zorunda olmaktır,kavga etmektir onunla bir ekmek içinölmektir, hem de duraksamadansevdiklerin için, sevgilin için, vatanın için.hayat, sevmektir,hem de her şeyiyle.

elif şafak

elif şafak tanıdıkça sevdiğim bi yazar olmaya başladı. aşk ı okduktan sonra diğer kitaplarını okumak için meraklanmaya başladım.tesadüfen aldım aşk' ı.fakülte de sigara içmeye çıkarken.

ilk zamanlarda ihmal ettim tabi ama sonra merak bırakmadı peşimi. tavsiye ediyorum %çok basit bir cümle ama gerçekten taavsiye etmenin dışında kitaptan bölümlerde yazmaya gayret edicem.
şu 2 gündür Pinhan 'ı okumaya başladım.yeni bir arkadas..